2014 Eylül | Ana Sayfa

Mustafa Acar – Bir Fotoğrafın Düşündürdükleri

04 Eylül 2014 Yazan  
Kategori Haberler

Bazen gördüğünüz veya duyduğumuz bir şey bizleri farklı yerlere götürür, hiç düşünmediğimiz olayları aklımıza getirir.

Torunu Mine Acar’dan gelen rahmetli Mustafa Acar’ın resmi de beni 35-40 yıl öncesine götürdü.

Rahmetli Mustafa Acar çok sevdiğim ve hayatımda özel bir yeri olan insanlardandı. Anne tarafımdan amcamız olması nedeniyle sık sık bizi ziyarete gelir, bazen de yatıya kalırdı. Onu özel yapan ise, bana yapmış olduğu bir iyilik idi.

1977 yılında Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde okuyordum. Harçlık çıkartmak amacıyla bir başkasına ait “Çakmak Tezgahı”nda çakmaklara gaz doldurma işinde çalışıyordum. Ucuz çakmakların çoğalması nedeniyle şimdi kaybolan mesleklerden olan “Seyyar Çakmakçılık” için belediyeden ruhsat almak gerekiyordu. Ama kaç defa müracaat ettiysem “Münhal yerimiz yoktur” diye dilekçeme olumsuz cevap veriliyordu.

Rahmetli Mustafa Amcamız o sıralarda bir otoparkta bekçilik yapıyordu. Bir akşam yine bizi ziyarete gelmişti. Belediyeden dilekçeme yine olumsuz cevap verilmişti ve bu nedenle biraz üzgündüm. Bu halim Mustafa Amcamızın gözünden kaçmamış ve bana “Hayrola yeğenim, niçin durgunsun” diye sordu. Ben de durumu anlattım. Rahmetlik annem de “Başkasının tezgahında çalışıyor, kazandığının yarısını ele veriyor. Belediyede adamımız olmadığı için oğluma çakmak ruhsatı vermiyorlar Amcacığım” diye hayıflandı. Mustafa Amcam “Sen üzülme yeğenim. Ben bir Ali Beye durumu anlatayım. Senin ruhsat işini halledebilirim” dedi. Dedi amma, ne ben, ne de annem hiç inanmamıştık. Evet, Mustafa Amcamız palavracı birisi değildi, boşa konuşmazdı, fakat kendi halinde garibin biriydi. Yaşı ilerlemiş ve elinde mesleği de olmadığından bekçilik gibi vasıfsız işlerde çalışıp ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyordu. Böyle bir adam, uzun süredir uğraşıp da yapamadığımız zor bir iş için çok rahatlıkla “ben hallederim” diyordu. “Bizi teselli etmek için böyle söylüyor. Yoksa, nasıl halletsin…” diye yorumladık.

Aradan 1 hafta geçmemişti ki, Mustafa Amcamız yine geldi. Bu sefer elinde bir kart vardı ve yüzü de bir başka gülüyordu. Kartı bana uzatarak “Yeğenim yeni bir dilekçe yaz ve yarın sabah bu kartın sahibi Ali Beye git. Seni bekliyor. “Otoparktaki Amcanın yeğeniyim” de, gerisine karışma dedi. Hepimiz şaşırmış ve de sevinmiştik. Hemen kartı alıp inceledim, Belediye Başkan Yardımcılarından birisine ait idi. Dilekçemi yazdım ve ertesi sabah Ulus’ta bulunan Ankara Belediyesi’ne gittim. (O zamanlarda Büyükşehir Belediyeleri yoktu) “Kartı göstererek görüşmek istediğimi, Ali Beyin beni beklediğini” söyledim. Az sonra Belediye Başkan Yardımcısı Ali Beyin yanındaydım. Önce çaylarımız geldi. Çaylarımızı yudumlarken Ali Bey dilekçemi okudu. Üniversitede okuduğumu öğrenince sevindi ve başarılar diledi. Sonra zile basıp bir zabıta çağırdı. “Bu delikanlının dilekçesini dolaştırın. İstediği yerde Çakmakçılık Tezgahı için ruhsatı verilsin” dedi. Gelen zabıta “peki efendim” dedi ve birlikte odadan çıktık. Az sonra bir çok defa dilekçe verdiğim “Evrak Kayıt” odasından başlamak suretiyle elimdeki dilekçeyi kaydettirip birçok makamı sıra ile yeniden dolaştık. Fakat. bu defa dilekçemde Başkan yardımcısının parafı vardı ve her birimde işlerimiz olumlu gidiyordu. Bir saat içinde işim hallolmuş ve Ulus’ta, Sümerbank’ın önünde “Seyyar Çakmak Tezgahı” ruhsatım elimdeydi. Ruhsatı alınca tekrar Ali Beye gittim ve teşekkür ettim. O da bana hem okulda, hem de işte başarılar dileyip Mustafa Amcama da selam söyledi.

Meğer, Mustafa Amcamızın çalıştığı otopark Belediye Başkan Yardımcısı Ali Beyin evinin yanındaymış. Arabasını bırakıp-alırken her akşam görüşüyorlarmış. Amcamızın temiz kalpliliği ve samimiyetini gören Ali Bey “Sana bir iyilik yapacağım Amca. Belediyede halledemediğin bir işin olursa beni bul” demiş. Amcamız da bu iyilik hakkını benim işim için kullanmıştı. O çakmak tezgahından 1977’den 1981 yılına kadar çok ekmek yedik. Sadece ben değil, iş bulamayan birçok köylümüz de o tezgahtan para kazanmıştı. Ben okula gittiğimde onlar çalışıyor, harçlıklarını çıkartıyor, ben geldiğim zamanlarda da gidip, iyi bir iş bulmak için uğraşıyorlardı. Böylece Mustafa Amcamız sadece bize değil, dolaylı olarak birçok köylümüze de iyilik yapmıştı. O çakmak tezgahından kazandığım paralar sayesinde evli olduğum halde, fazla sıkıntı çekmeden Üniversiteyi bitirmiştim.

Allah senden razı olsun, mekanın cennet olsun Mustafa Amcamız…

Sonraki yazılar »