Su Kaynakları | Ana Sayfa

Köyün Kuyuları

26 Şubat 2010 Yazan  
Kategori Su Kaynakları

 Köyün etrafında susayanların ihtiyacını gidermek için yapılan bir çok kuyu vardır. Bazılarının isimleri bulunduğu çevreye de ad olmuştur, bazılarının ise adı yoktur. Fakat hepsi de çok işe yarar. Özellikle sıcak havalarda serin ve tatlı sularını içmek insana yeni bir can verir. Özellikle yolun yarısında veya sonunda bulunan kuyular daha bir önem kazanır. Buralar bir soluklanma, dinlenme yeridir.

Kuyulardan su almak için yanınızda bir kap var ise şanslısınız.  Eğer kuyunun yanında çömçe veya cağ diye tabir edilen ve hayırseverler tarafından kuyunun başına bırakılan tahtadan yapılma su alma aracı varsa yine şanslısınız. Peki bunlar yoksa? İşte o zaman iki yol var. Ya, kuyunun içine kadar iner avuçlarınızla su içersiniz, ya da ayağınızdan çıkartacağınız ayakkabınızı su kabı olarak kullanırsınız. Eskiden genelde lastik ayakkabılar çok kullanılırdı ve bu iş için de çok uygun idi. Eğer su içecek kafilede çocuk varsa, özellikle onun ayakkabısıyla su içilirdi. İçmeden önce lastik ayakkabının içi güzelce su ile temizlenir ve pis su kuyunun dışına atılırdı. Daha sonra sırayla herkes aynı ayakkabıdan su içerdi. İlginçtir ama, hiç kimse bu olaydan rahatsızlık duymazdı. Köyde yaşayan hemen hemen herkes ayakkabıdan kuyu suyu içmiştir.

Köyümüzdeki her kuyuyu tek tek anlatmak mümkün değil. Ama, özellikle bazı kuyulardan bahsetmek istiyorum.

 1-Basdaklı Kuyu : Bu kuyu Dörtmece’dedir ve Bizanslılar’dan kalma bir eserdir. Kuyunun içi bayağı geniştir. Kuyunun üstü örtülüdür. Bir kenarında taş merdivenler vardı. Maalesef bu merdivenler artık yok. Eskiden merdivenlerin olduğu bu kısımdaki iki büyük taş üzerinde güzel oymalar vardır. Merdivenlerin bulunduğu yerden inilip su alınabiliyordu. Bu merdiven taşlarından birisi çok kötü bir şekilde konulmuş idi ve dikkatsiz olunduğu  zamanlarda tehlikeli olabiliyordu. Eğer kuyudan suyu aldığınızda birden doğrulursanız,  sırtınız o taşa çarpar ve kuyunun içine düşebilirdiniz. Hatta 1950’li yıllarda köyümüzden bir kız bu kuyuya düşüp boğulmuştur. Bu sene kuyuya gittiğimizde bu taş merdivenlerin yıkılmış olduğunu gördük. Fakat buradan su alma konusunda bir zarar yok. Yine rahatlıkla su alınabiliyor. Fakat yağışlı havalarda kuyunun suyu kolayca kirlenebilir. Bu merdivenleri kim, ne amaçla yıktı, bilemiyoruz. Bu kuyunun üstünde bir de kova deliği vardır. Önceleri bu kuyu bilinmiyormuş. Kuyunun merdivenleri ve kova deliği dahil her tarafı toprak ile kaplıymış. Bir gün sürülerini otlatan bir çoban bir koyunun acı acı bağırdığını duyar. Koşup gittiğinde koyunun ayağının bir yere sıkıştığını ve çıkaramadığını görür. Hemen el atar ve koyunun ayağını kurtarır. Sonra o deliği biraz daha açar ve buranın bir kuyu ağzı olduğunu görür. Sonra köye haber verir hep birlikte kuyunun merdivenleri dahil her yeri ortaya çıkartılır. Bir de Bizanslılar’dan kalma çoğu yerler için söylendiği gibi bu kuyunun da bir yerinde küplerle altın olduğu söylentisi vardır. Halbuki aslı yoktur. Çünkü kuyunun hakkında bilgi veren hiçbir kaynak yoktur. Tesadüf eseri ortaya çıkan bu kuyuda böyle bir şeyin olduğunu, herhalde birileri şaka olsun diye söylemişlerdir. Fakat bu asılsız söylenti bazılarını harekete geçirmiştir. 1980 yılında köyümüzden birkaç kişi kuyunun suyunu boşaltıp içindeki altınları bulmak ister. Bunun için kimseye görünmeden bir gece vakti kazma, kürek ve kovalarını alıp kuyuya gelirler. Tabi ki mevsim kıştır. Sabah güneş doğuncaya kadar kovalarla kuyunun suyunu boşaltmak için olanca güçleriyle çabalarlar. Fakat kuyunun kaynağı iyidir ve azalmasına rağmen boşalmaz. Bu 3 veya 4 kafadar son bir gayretle kuyunun içine girer ve etrafa göz atarlar. Altına benzer bir şey görünmeyince, yorgunluktan bitkin, soğuktan donmuş bir vaziyette evlerine dönerler.  Belki bizim bilmediğimiz kaç kişi daha aynı şeyleri denemiştir. Belki de, kuyunun taş merdivenlerini yıkan kişiler de sözü edilen fakat aslı olmayan altınlara kavuşmak için bu işi yapmıştır.

 2-So Kuyusu : Neden bu ad verilmiştir, bilmiyoruz. Aşağı Devrez’e giderken yolun tam yarısındadır. Buraya gelindiğinde mola verilir ve bu kuyudan su içilir. Özellikle Devrez’den köye dönerken mutlaka uğranılır. Buradan içilen su ve az bir mola ile yeniden can tazelenir. Etrafı meşeliktir. Bu meşelerin aralarında bol miktarda yılan olduğu söylenir. Eskiden bu civarda bol keklik ve güvercin vardı. Şimdi ise pek fazla görünmüyor.

3-Kurtlu Kuyu : Kuyu Dörtmece’dedir. Kuyunun içinde ufak ufak kırmızılı, beyazlı kurtçuklar vardır. Adını da bu kurtçuklardan almıştır. Eğer buradan su içmek isterseniz,  suyu süzmek ve temizlemek için tülbent gibi bir şey kullanmalısınız. Yoksa istemediğiniz bir şeyleri de yutabilirsiniz.

4-Bağşaş Kuyusu : Sülük Gölü’nün sağından yukarıya doğru, dozerlerle yeni açılan yoldan tepelere çıkılınca önümüze gelir. Buralara da Bağşaş adı verilir. Bu yolun devamı Gelin Kayasına ve Dağa gider. Kuyunun suyu çok tatlıdır. İçimine doyum olmaz. Kiraz suyu ile aynı kaynaktan olabilir. Burada 1999 yılında dozerlerle, hayvan sulamalarında faydalanmak üzere, bir de ufak gölet yapıldı.

5-Yeni Açılan Keson Kuyu : Aşağı Mezarlık’ın hemen bitiminde, daire biçiminde betonarme bir yapıya sahiptir. Köye içme suyu sağlamak için yapılan çalışmalar sonucunda kaynak tespit edilen bu yeri kazmaya 20.12.2000 tarihinde başlandı. Köy halkının işgücü katkıları ve yardımsever köylülerimizin maddi ve manevi katkıları ile 27 metre derinliğinde keson kuyu kazıldı. Kuyudan köyümüzün içme suyunu karşılayacak miktarda su çıktı. Buradaki su depoya, oradan da evlere verilmektedir.

Sonraki yazılar »