Efsaneler | Ana Sayfa

Bilinen Hikaye ve Efsaneler

28 Şubat 2010 Yazan  
Kategori Efsaneler

 

LİNEN HİKÂYE VE EFSANELER

1-Gelin Kayası Efsanesi : Eski zamanların birinde bir köye, bir başka köyden gelin getirilmektedir. Malum törenler yapılmış ve gelin ata bindirilerek yola çıkılmıştır. Düğün alayı tabi ki neşelidir. Güle oynaya gelmektedir. Köye yaklaştıklarında “müjdeci” adı verilen ve düğün alayının gelinle birlikte sağ salim gelmekte olduğunu köye bildirmekle görevli kişi hızlanarak kafilenin önüne geçer. Bir an önce köydeki bekleyenlere müjdeli haberi verecektir. Her şey güzeldir ama gelinin büyük bir sıkıntısı vardır. Yüzü al-yeşil duvakla örtülü olduğu için kimse de farkında değildir. Maalesef düğünden önce gelin adayı bir günah işlemiş ve bir başkasından hamile kalmıştır. Bu durumu bir tek kendisi bilmektedir ve “ben bu insanların yüzüne nasıl bakacağım?” diye kahrolmaktadır. Müjdecinin hızlanmasından az sonra gelin son çare  olarak “Allahım, bir günah işledim. Ben bu insanlara layık değilim, beni ya taş et, donup kalayım, ya da kuş et uçup kaçayım!!!” diye yalvarmış. Öyle içten yalvarmış ki, yüce Allah gelinin dileğini kabul etmiş. Gelin yalvarırken, önce “taş et” lafı ağrından çıktığı için de müjdeci dahil bütün kafile taş olmuşlar. Bu hikayeye konu olan taşlar bulunduğu bölgeye de adını vermişlerdir. Köyün yayan 1 saat ilerisinde olan bu bölgeye de Gelin kayası adı verilir. Burada ayakta duran hamile bir geline benzeyen bir taş ile, diğer kişilere benzetilen epeyce fazla bir kaya gurubu vardır.

2-Yumrutaş Efsanesi : Daha önce de bahşetmiş idik. Yumrutaş denilen kaya parçasının içinde altından saban ve boyunduruk olduğu söylenir.

3-Dökmeciler Köyü Hikâyesi : Köyümüzün dışında Dörtmece dediğimiz, geniş ve verimli tarlaların olduğu bölgede ev, ağıl gibi harabeler vardır. Eski zamanlarda buralarda bir yerleşim biriminin olduğu muhakkak. Fakat büyüklüğü ve kimlerin olduğu bilinmemektedir. Rivayete göre burada “Dökmeciler” adında bir Ermeni köyü varmış. Bu köyün insanları tarım ve hayvancılığın yanında demircilik, dökümcülük gibi işleri de yaparlarmış. Her komşu köyler arasında olduğu gibi  Dökmecilerle de bizim köy arasında mera ve sınır konularında bir çekişme varmış. Zaman içerisinde ufaklı büyüklü kavgalar bile olmuş. Böyle bir kavga ertesinde, Dökmecilerden bir grup dağlara giderek bizim köylümüz olan ve koyunlarını otlatmakta olan birkaç çobanı yakalayıp öldürürler. Tabi ki mallarını da alıp götürürler. Haber köyde duyulunca, çok büyük etki yapar. Bütün köylüler silahlanıp baskına gidilir. Dökmeciler Köyü ateşe verilir. Ölen ölür, kaçanlar kurtulur. Böylece Dökmeciler Köyünden geriye şimdiki harabeler kalır.  Bundan 25-30 yıl önce bir köylümüz Dörtmece’de çift sürerken tanımadığı birisi yanına gelerek selam verir ve “bu araziler kimin?” diye sorar. Köylümüz de “Bizim” diye cevap verir. Gelen kişi “Öyle değildi, ama öyle olsun” diyerek çekip gitmiş. Bu gelen kimdi, neden böyle dedi, bilemiyoruz. Belki de, Dökmecilerden kaçıp kurtulanların torunlarından biriydi veya öylesine olayı  konuşup gitti, bilemiyoruz. Ama, Dörtmece’de daha önce bir yerleşim birimi, köy olduğundan kimsenin şüphesi yok.

Kaynak: Kasım ÇELİK