Yaran Meclisi | Ana Sayfa

YÂran (Yaren) Meclisi

26 Şubat 2010 Yazan  
Kategori Yaran Meclisi

YÂran (Yaren) Meclisi

 Söze bir deyişle başlayalım. “Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi

                                                Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi”

 Bu mısralar Çankırı’da köklü bir kuruluş ve gelenek olan Yaran Meclisi, veya Sohbet Teşkilatı’nın halk dilinde şiirleşmiş bir ifadesidir. Yaren, kelime anlamı olarak arkadaş, dost demektir. Yarenin çoğulu ise “yaran”dır. Yaran Meclisinin amacı, hemşerilerimiz, özellikle gençlerimiz arasında arkadaşlığı, kardeşliği, yardımlaşmayı gerçekleştirmek ve kökü Orta Asya’ya dayanan milli bir geleneği devam ettirmektir.

Yaran Meclisi 24 Yarenden oluşur. 24 tesadüfi bir rakam değildir. Tarihimizden kaynaklanır. Zaten bu Meclisin kökü Oğuz Türklerine dayanır. Dede Korkut hikayelerinden de hatırlarsınız, Oğuz Türkleri 24 boydan oluşmakta idi. 24 sayısındaki her genç bir Oğuz boyunu temsil etmektedir. Oğuzların toplantılarında, en yetkili kişi Hanlar Hanı, yani Hakan idi. Yaranda ise bunun karşılığı olarak hak ve adaletten ayrılmamak şartıyla her şeye hakim olan Başağa, yada Yaranbaşı görev yapar. Oğuzların Meclisinde, Hakanın yönetiminde 24 Oguz Beyi memleketin meselelerini görüşürdü, ülkenin dertlerine çareler ararlardı. Toplantının bitiminde ozanlar kopuzlarıyla herkesi eğlendirip neşelendirirdi. Eğlencenin ardından da kazanlarla yapılan yemekler herkese dağıtılarak ziyafet çekilirdi.  Yaran Meclisi de Oğuz Beyleri toplantısının günümüzdeki devamıdır. Bu mecliste de Yaranbaşının yönetimindeki 24 yaran ülkenin meselelerini, esnafın durumu görüşür, sonra da geleneklere göre eğlenceler yapılır ve yemekler yenir. Tabi ki bu meclisin etkisinin kendi yöremizde kalacağını da belirtelim. Oğuzların Meclisi gibi, bütün ülkeyi etkileyecek kadar tesirli olması beklenemez. 

Şehrimiz Çankırı’da bu toplantıların yapılışı-

Her yıl Aralık ayında  Esnaf teşkilatına dahil olan gençler arasında görüşmeler yapılarak, sohbet toplantılarının başlatılması kararı alınır. Gerekli organizasyonu yapmak için, işin ehli, hatırı sayılır 2 büyük tespit edilerek, kendilerine ricada bulunulur. Adet üzere bu rica geri çevrilmez, görev kabul edilir. Bu iki kişiden büyüğü “Yaranbaşı, küçüğü de Yaran Kahyası olur. Bu iki kişi Yaran Meclisi ile bir hazırlık toplantısı yapar. Bu toplantıda bir Yaranlar arasından bir çavuş seçilir. Yapılacak ilk sohbetin zamanı, nerede olacağı, neler yeneceği ve yakacak vs. gibi ihtiyaçlar diğer ihtiyaçlar tespit edilir. Kararlar Yaranbaşıya bildirilir. Bundan sonra yapılacak her toplantı “Ocak Yakma” diye ifade edilir. Her Ocağın masrafını ve hizmetini 2 yaran üstlenir. İlk hafta tespit edildiği gibi toplantıya başlanılır. Toplantının yapılacağı evde ocak yakılır. Ocağın yanması şarttır. Yaranlar ocak yanan eve gelmeye başlarlar. Yaranbaşıya (Büyük Başağa) her şeyin düzenli gitmesi için gereken emirleri verir ve işi yönetir. Yaran Kahyası (Küçük Başağa) ve Çavuşun görevleri biraz ağırdır. Yaranbaşıya ve yaranlara hizmette kusur olmaması gerekir. Ocağın sağ tarafı Yaranbaşı, sol tarafı ise Kahyanın yeridir. Evde gerekli düzenlemeler ve hazırlıklar yapılmıştır. Bu işlemler Çavuş tarafından kontrol edilir. Eksiklik varsa, ocak sahibine bildirilir ve tamamlattırılır. Akşam namazından sonra, ilk olarak Yaren Kahyası gelir ve yerini alır. Evin girişi fener ve mumlarla aydınlanmıştır ve yarenleri Çavuş burada karşılar. Gelen kişi içerde bekleyen Yaren Kahyasına haber verilir. Kahya “buyursunlar” der ve ayağa kalkarak yarenleri karşılar. Edep erkan üzerine selamlaşılır. Kahya oturur ve ardından, aynı şekilde yarenler de sıra ile oturur. Her yarenin gelişinde,  aynı olay tekrar eder. Usul üzere 24 Yaren ve diğer misafirler toplanınca Yaranbaşı kapıda görünür. “Başağa geliyor” diye haber verilir ve herkes ayağa kalkar. Yaranbaşı içeri girer ve usulüne göre selamlaşmadan sonra yerine oturur. Diğerleri de aynı biçimde ve sıra ile otururlar. Yani, herkes aynı anda değil, Yaranbaşının yakınındakinden başlamak üzere sıra ile otururlar. Yaranbaşının emri ile kahveler diz üstü oturularak içilir. Kahveden sonra yine Yaranbaşının işareti üzerine oturuş şekli değiştirilir. Memleketin ticareti, esnafın durumu gibi ciddi konular üzerinde konuşulur. Gayet ciddi ve seviyeli konuşmalar olur. Büyükler, küçüklere örnek olacak şekilde konuşurlar. Konuşmalar bitince, Yaranbaşının işaretiyle saz heyeti yerini alır ve ahenk başlar. Mahalli türküler söylenilir ve oyunlar oynanır. Sohbet gece, geç vakte kadar devam eder. Sonra yemekler yenir. Yemekten sonra da eğlence devam eder. Bu kısımda özellikle hazmı kolaylaştıracak cinsten oyunlar oynanır. Daha sonra “Arap verme” merasimi yapılarak gelecek toplantının kimin evinde yapılacağı, ocağın nerede yanacağı belli olur. Kaşık ve tefe “Arap” denir ve gelecek toplantıya ev sahipliği yapacak kişiye türküler eşliğinde verilir. Sonra, bütün toplantı boyunca kusuru olanlar, yakışıksız davranışta bulunanlar varsa, usulüne göre Yaranbaşı tarafından cezalandırılır. Bu cezalar yarenleri hamama, berbere götürmek, yemek ısmarlamak şeklinde olur. Sonra  herkes terbiyelice evlerine dağılır.

İlçe ve köylerimizde yapılan bu tür toplantılarda memleketin ticareti, esnafın durumu gibi ciddi konular üzerine, seviyeli konuşmalar pek olmaz. Fakat diğer inceliklere tamamen uyulur ve tabi ki son bölümdeki cezalar da köyde uygulanacak cinsten olur.

Bu toplantıların ince ayrıntıları çoktur. Bunları ana hatlarıyla vermeye çalıştık. Daha geniş bilgiyi bu konudaki kitaplardan elde edilebilir. 

Gurbette Yaran Eğlenceleri :

Çankırılı hemşerilerimizin  yoğun olarak bulundukları Ankara, İstanbul gibi şehirlerde de bu eğlenceler biraz farklı şekilde de olsa devam etmektedir. Bu tür faaliyetler genellikle hemşerilerimizin kurmuş oldukları köy veya ilçe dernekleri vasıtasıyla yapılmaktadır. Bu dernekler çeşitli zamanlarda Yaren Gecesi düzenlemektedirler. Bazen de dernekler bu eğlenceleri yılda bir defa olmak üzere haftasonunda köylerde yapmaktadırlar. Bu faaliyetlere çağrılan yaren ekiplerinin önderliğinde hep beraber hoşça vakit geçirilmektedir. Yaren ekipleri genelde amatör olarak bu görevi yapmaktadır. Ekipteki herkes memur, işçi, esnaf olarak bir şekilde hayatını kazanmaktadır. Hem hoşça vakit geçirmek, hem de bu geleneği yaymak ve yaşatmak amacıyla görev yaparlar. Bu eğlencelerde de yaren kurallarına bilindiği kadarıyla uyulmaya çalışılır. Tabi ki, memleketin ve esnafın dertlerinin veya çarelerinin konuşulması gibi bölümleri dikkate alınmaz, ya da sembolik olarak ele alınır. Bazı yerel yönetimler de bu tür faaliyetlere destek vermektedirler. Örneğin ; Kapaklı Köyünde 2002 yazında yapılan şenliklere Ankara’dan davet edilen “Sincan Çankırı’lılar Yaran Ekibi” Keçiören Belediyesi tarafından kurulmuş ve desteklenmektedir.

Kaynak: Kasım ÇELİK